Türkiye 2026 yılında yurt dışından yüzlerce aranan kişiyi geri getirdi. İçişleri Bakanlığı verilerine göre yılın ilk yedi ayında 44 ülkeden 526 kişi, Ağustos’ta ise 12 ülkeden 60 kişi daha; bunların 16’sı INTERPOL kırmızı bültenleriyle. Ülkeler arasında Gürcistan, Yunanistan, Almanya, Birleşik Krallık ve Rusya da var. Türkiye uluslararası aramanın aktif bir aktörü hâline geldi.
Öte yandan Avrupa Birliği’nin Türkiye’den hem hukuk hem de göç alanında ciddi beklentileri sürüyor. Arama ve göç kurallarının bugün hangi yönde değiştiğini belirleyen tam da bu iki çizginin birleşimi. Bu süreçlerle ilgisi olan herkes için bu, siyaset değil pratik bir konu.
Türkiye araçların tamamını kullanıyor
Uluslararası arama yalnızca INTERPOL’den ibaret değil: iade ve adli yardımlaşma anlaşmaları, polis kanalları, bulunulan ülkenin kolluk makamlarıyla işbirliği de bunun parçası. Altyapı bilinçli olarak kuruluyor: Avrupa Komisyonu’na göre Kasım 2024’te iadeye ilişkin yeni bir genelge yayımlandı, sınır ötesi hukuki taleplerin izlenmesi için merkezi bir sistem oluşturuldu, yedi başsavcılıkta uluslararası adli işbirliği büroları açıldı.
İlk pratik sonuç: Türkiye’den ayrılmak tek başına meseleyi kapatmıyor. İşbirliği kanalları çok farklı ülkelerde işliyor.
AB’nin ihlallere ilişkin beklentileri sürüyor
Türkiye AB aday ülkesi olmayı sürdürüyor, ancak katılım müzakereleri 2018’den bu yana duraklamış durumda. AB Konseyi yeni fasılların açılamayacağını belirterek gerekçe olarak demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanındaki durumu, yargı üzerindeki baskıyı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını gösterdi. Avrupa Parlamentosu Mayıs 2025’te üyelik kriterlerinin mutlak olduğunu ve pazarlık konusu olmadığını teyit etti.
Avrupa Komisyonu’nun 2025 Türkiye Raporu aramayla doğrudan ilgili. Komisyon’un değerlendirmesine göre cezai konularda adli işbirliğinin Avrupa standartlarını karşılayabilmesi için iyileştirilmesi gerekiyor; mevzuat ve uygulamanın bir kısmı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu değil. Öncelikli tavsiye: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması.
İki çizginin buluştuğu nokta: vizesiz seyahat
Türkiye’nin güçlü bir kendi çıkarı var: vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahati. Bunun için altı koşulun yerine getirilmesi gerekiyor. Avrupa Komisyonu raporuna göre bunlar terörle mücadele mevzuatı, kişisel verilerin korunması mevzuatı, AB–Türkiye Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanması, Europol ile anlaşma, Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla mücadele tavsiyeleri ve tüm AB üye devletleriyle adli işbirliği.
Bu koşulların büyük bölümü doğrudan arama ve göçle ilgili. Europol ile veri değişimi anlaşması, Türk kişisel verilerin korunması mevzuatı henüz Avrupa normlarıyla uyumlu olmadığı için imzalanmadı. Türkiye üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin geri kabul hükümlerini, vize serbestisi diyaloğunun tamamlanmasına bağlayarak uygulamıyor. Yani AB’nin beklentileri ile Türkiye’nin çıkarı tek bir düğümde birleşiyor — ve bu düğüm ancak kuralların yakınlaşmasıyla çözülebilir.
Hareket başladı
Şubat 2026’da Türkiye Dışişleri Bakanı ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri, son bir yılda beş üst düzey diyalog gerçekleştirildiğini, Türk vatandaşlarına çok girişli Schengen vizesi verilmesinin kolaylaştırıldığını ve güvenlik ile göç alanında işbirliğinin güçlendirileceğini açıkladı. Kişisel verilerin korunması kanunu 2024’te yurt dışına veri aktarımı bakımından Avrupa kurallarını esas alarak değiştirildi. Göç alanındaki işbirliği hâlâ 2016 AB–Türkiye Mutabakatı’na dayanıyor; sığınma mevzuatı ise Komisyon’a göre AB müktesebatıyla kısmen uyumlu.
Pratikte bunun anlamı
Hakkında arama yürütülen kişiler için süreçler giderek daha şekli hâle geliyor ve Avrupa ölçütleriyle değerlendiriliyor. INTERPOL bültenleri kendi kurallarına uygunluk açısından inceliyor, Avrupa devletlerinin mahkemeleri iade taleplerini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni gözeterek değerlendiriyor. Bu standartlara dayanan savunma gerekçeleri işliyor — ancak talebin hangi ülkede ve hangi kurallara göre inceleneceğini anlayarak önceden hazırlanmaları gerekiyor.
Göç alanında ise sonuç ters yönde: denetim sıkılaşıyor ve daha sistematik hâle geliyor. İçişleri Bakanlığı 2023’ten bu yana 81 ilin tamamında mobil göç noktaları kurdu. Türk kuralları Avrupa kurallarına yaklaştıkça gayriresmî çözümlere daha az yer kalıyor. Statü, belgeler ve süreler denetim anında değil, önceden düzgün olmalı.
